röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kopya deve incaz ile özel röportaj

Dubai'de bir dna mucizesi daha gerçekleşti. Tek hörgüçlü develerin süt üretmek ve deve yarışlarında akla geldiğini söyleyen sevimli hayvan İncaz, kopya deve olsa bile kendisini çöllerde benzersiz hissediyormuş.


Benzersiz olmak ister miydiniz?

Çöllerin üzerinde yaşayan bidolu deve var. Hepsinin de diğerlerinden ayıran özellikleri elbette vardır. Hörgüç sayısı, tüylerinin rengi, toynaklarının büyüklüğü farklı. Hepimiz, tümüyle benzersiziz, evrende tekiz. Bizi diğer develerden farklı kılan bu özelliklerimizin gizemiyse, genlerimizde saklı. Keşke benim de genlerim farklı olsaydı diye düşündüğüm oluyor, elbette. Yani tam manasıyla başkasına benzemek istemezdim.


Dünya’ya gelir gelmez bu kadar meşhur olmak sizi korkutuyor mu?

Meşhur olmak çok yorucu. Sürekli kameralara poz vermeler, bitmek tükenmek bilmeyen röportaj teklifler, imza almak isteyen hayranlar… Hepsi gözümü korkutuyor. Ama biraz büyüyünce hatırlanmayacağım çünkü, ileride kopya deve değil asıl deve konuşulacak.


Sizin de kopyanızın yapılmasına izin verir misiniz?

Tek hörgüçlü develere çöllerde daha fazla rastlamak hoşuma gidiyor. Bizi diğerlerinden ayıracak bir sürü özelliğimiz var. Bunların yok olmasını istemem. Bu yüzden gözü kapalı kabul ederim.


Kopya olmasaydınız, annenize mi benzemek isterdiniz, babanıza mı?

Bırakın bu çocukça soruları. Büyümek istiyorum artık ben.


Deve yarışları için çalışmalar yapmaya başladınız mı?

Evet. Şimdi düzenli ve dengeli beslenme programımı uygulamaya başladım. İleride antrenmanlarım olacakmış. Gelecekten umutluyum. Şu videodaki develer kadar sporla ilgili olmak istiyorum.




Yarışta şansınızın olduğunu düşünüyor musunuz?
Rüyamda bile görmüştüm. Bu dünyanın “en hızlı koşan ilk kopya devesi” oluyordum. Hayırdır inşallah. Ağlamak istiyorum, sayın seyirciler!

Peki sizce gerçekten develer ağlar mı?

Orangutan ile hastane röportajı

Röportaj- Orangutanlar on beş yaşlarında doğurmaya başlar ve neredeyse her 8 yılda bir yavru dünyaya getirir. Bu bakımdan hayvanlar alemine en fazla 4 yeni yavru katılır.

Orangutan aileleri yeni bir yavrunun dünyaya gelmesine pek sevinirler. Tüm aile bireyleri, yavruyu el bebek gül bebek büyütmek için ellerinden geleni yaparlar. Yavru, annesiyle birlikte gezintilere bile çıkar. İşte şimdi böyle bir gezide annesinin kucağından düşüp, kendisini Orangutan Hastanesi'nde bulan bir orangutan ile yaptığımız söyleşi geliyor.

Babacool kardeş, yaşadığınız yerdeki ağaçları seviyor muydunuz?


Ağaçların doğal güzelliklerimizden biri olduğunu herkes bilir. Hem sonra onlar sağlığımız için de önemlidir. Eğer ağaç olmasaydı temiz havayı soluyamazdık. Ciğerlerimize çektiğimiz havayı ağaçlar verir. Yeteri kadar ağaç dikilmesi gerekirken varolan ağaçlar hep kesiliyordu. İnsanların içlerinde ağaç sevgisi hiç yoktu. Yaşadığımız ormanda oyun oynamak için işe yarar ağaçlar yok ediliyordu. Kendi yuvamızda bizleri evsiz bırakıyorlardı.


Peki yeni yuvanızdan memnun musunuz?


Elbette. Burada bizlere bebekler gibi bakılıyor. Altlarımızdaki bebek bezleriyle ve biberonlarımızla pek mutluyuz. Sağlığımız için ateşlerimiz, tansiyonumuz durmadan ölçülüyor. Biraz korksam da, bütün aşılarımızı sırasıyla oluyoruz. Sonra her sabah kilolarımız ölçülüyor.


Anneleri tarafından terk edilen arkadaşlarınız var mı?


Şimdi isim vermek istemiyorum ama sahiden var. (Tabi sayıları da fazla.) Ama buna rağmen yaşama sımsıkı bağlanmış durumdalar. Hastanedeki hemşireler hepsi için annelik yapıyor zaten. Belki annelerimizden göremeyeceğimiz şefkat görüyoruzdur, bilemeyiz.

Her sabah mikropları öldürücü özelliğe sahip suyla yıkanmak zor değil mi?

Bizim yerimize bu sıkıntıyı mikroplar yaşıyor olmalı! Biz pek memnunuz.

iskeletor'dan kemikler hakkında bilgi



iskelet sistemi üyeleri kemikler ile vücudumuz dik durmayı başarır. kaslarımız bir arada durmayı öğrenir. bu kalsiyum depoları birleşme kararı aldıklarında vücut ağırlığımızın %25'ini oluşturduğunu görürüz. bütün bu konu için iskeletor ile röportaj yaptık. pek çok ilginç bilgi verdi.



sevgili İskeletor, karate filmlerinde rol almayı düşünür müydünüz?


o tip filmleri izlerken "çat çut" çıkan seslerin iskeletten gelmesi beni pek korkutur. sonuçta ağrıyıp kırılabilirler ve kemiklerimizin etrafında kas varsa daha da fazla sızlayabilirler. bundan dolayı, hemen kanal değiştirip hiç değilse korku filmi izlemeli.


ama tabi, sizden saklayacak değilim. kırılan kemikler kendini onarır. kırılan uçlar birleştirilip yerine yerleştirildiği sürece yerine yeni bir kemik oluşur.


vücudumuzda 206 kemiğin isimlerini tek tek sayabilir misiniz?


neden olmasın? ama, 5'e kadar sayabiliyorum. kemiklerimi söylerken siz de sayın. kürek, dirsek, kafatası, kaval, köprücük... neyse bu kadar yeter, sonra devam ederim.


hiç köpeklerin saldırısına uğradınız mı?


çok şükür ki, böyle birşey başıma gelmedi. bazı bazı evcil evcil köpekler gelip rica ediyor. yağ deposu sarı iliklerimi pek sevdiklerini anlatıyorlar. ben de geçiştirmeye çalışıyorum. çalışkan iliklerimin her gün 170 milyar yeni kemik hücresi ürettiğini hatırlatıyorum. ihtiyacım olduğunu fark ettiklerinde vazgeçiyorlar. ama bazen ikna etmek çok zor oluyor.

Araba Dünyasından Süper Araba Kara Şimşek

Sevgili Kara Şimşek arabalardan salınan egzoz gazları çevreyi nasıl etkiler?

Evet egzoz içerisinde maalesef atmosferi kirleten zehirli gazlar var. Ayrıca partikülleri yani kurumları da söylemeyi unutmayalım. Bu iki etken ile beraber solduğumuz hava giderek kirleniyor yani yaşamımızı tehdit ediyor.

Peki bu sizi korkutuyor mu?

Elbette. İnsanların zehirlendiklerini görmek beni sahiden üzüyor. Tamam, benim hayranlarımın sayısı da biraz da bu yüzden azalıyor ama inanın bu beni tedirgin etmiyor. Sonuçta insanların ölmüne yol açmasını doğru bulmuyorum.

Kitt Bey, sizin aldığınız herhangi bir önlem var mı?

Evet okuduğum bir habere göre, otomobillerin arka arkaya birbirlerine çok yakın seyretmeleri halinde, karbondioksit (bir zehirli hava) salınımını azalacağı ve benzin tasarrufu sağlanabileceği belirlenmiş. Bu yüzden mümkün olduğunca buna uymaya çalışacağım. Bir de çocuklara buradan sesleniyorum: motoru çalışan otobüslerin arka arkaya beklediği zamanlarda yanlarına yaklaşmamalarını tavsiye ediyorum.




Koca Kulak Yavru Bir Fil ile Röportaj


Bir fille tanıştım ve hemen arkadaş oldum. Kendisine Koca Kulak dememe rağmen kızmadı ve röportaj teklifimi geri çevirmedi.

Soru: Koca Kulak, birbirinize uzakken bile iletişim kurabiliyorsunuz değil mi?

Evet bu doğru. Çünkü ben ve arkadaşlarım sadece sesleri önemsemeyiz. Diğer fil arkadaşlarımın ayak sesleri de benim için önemlidir. Ayak seslerini rahatlıkla hissedebilirim. Mesela geçen gün annem ormana gitmişti. Benim evde oturmamı söylemişti ama ben dayanamadım ve en yakın havuza koştum, biraz serinlemek için. Sonra aradan epey zaman geçti ve ben de oynamayı bıraktım. Aslında annemin geldiğini duymuştum. Beni bu halde görmesini istemezdim. Bu yüzden annem gelmeden hemen eve koştum.

Soru: Peki diğer hayvanların ayak seslerini de duyabilir misiniz?

Evet. Mesela aslanlardan biz çok korkarız. Onların geldiğini anlar anlamaz kaçışmaya başlarız. Geçen gün de öyle oldu mesela. Ayak seslerini ilk ben duydum ve ilk anneme söyledim. Annem de hemen bağırmaya başladı. Etraftakileri uyardı. Sonra, kurtulduk. İyi ki duymuşuz, dedi herkes.

Soru: Tek ayağıyla yürümeye çalışan hayvanlar sizi kandırabilir mi, peki?

Hayır bunun için boşuna yorulmasınlar. Biz duyabiliriz.


(New Scientist dergisinde yayınlanan makaleye göre, fillerin birbirlerinin ayak seslerini de çok uzaklardan hissedip anlayabildiği anlaşıldı. Kaynak: haber7.com)

Ari Maya'nın arkadaşları kayboluyor!


“ABD, Kanada ve Avrupa'da ilginç bir doğa olayı yaşanıyor. Arılar ya gizemli bir şekilde kayboluyor ya da ölüyormüş.” (kaynak: trthaber)

Bu haberi alan, muhabirimiz, arılar arasında büyük ün sahibi olan Arı Maya ile görüşmeyi başardı. Arı Maya ‘ya aynı zamanda bir masal kahramanı gözüyle bakıldığı için, bu röportajı yayınlıyoruz:

Efendim, diğer arıların kaybolduğu doğru mu?

Evet doğru. Çoğu arkadaşımdan haber alamıyorum. Telefonları hep kapalı ya da ulaşılamıyor. Ayrıca aileleri de endişe içindeler, onlar da elleri kolları bağlı çaresiz. Kaybolan arkadaşlarla vakit geçirdiğimiz günleri unutamıyorum. Ailelerin acısını paylaşıyorum, baş sağlığı diliyorum.

Kaybolanların sayısı çok basamaklı mı?

Evet, yüz binleri bulduğu söyleniyor. Lütfen daha fazla bir şey sormayın. (Hıçkırıklar başlar.)

Acınızı anlıyorum ama, son bir soru daha sormalıyım. Bunun nedeni sizce ne olabilir?

Kurak ve ılık geçen kışın arıları etkilediğini ve bu gizemli duruma yol açtığını düşünüyorum. Ya da başka bir ihtimal daha var: Bu bir komplo olabilir. Bir böcek ilacının da etkisi olduğunu sanıyorum ama, emin değilim.

Teşekkürler, efendim. Size iyi uçuşlar.

Rica ederim. Hoşçakalın.

Masallar ülkesinden gelen kayip hayvan: Leopar


“Endonezya'nın Borneo ve Sumatra adalarındaki yağmur ormanlarında bulunan benekli leoparın yeni bir kedi türü olduğu belirtildi.” (kaynak: glöbéladres.néét)

Hoş geldiniz. Sizinle ufak bir söyleşi yapabilir miyiz?

İyi peki, şimdi kayıtta mıyız?

Evet başladık. Şimdi soruyorum, bunca zaman nerelerdeydiniz?

Yağmur ormanlarındaydım. Orası benim için masal gibi bir yerdi. Herkesten ve her şeyden uzaktım ve kendimi yaşadım, sadece kendimi. Bundan ötürü epey kaldım orada. Sonra, prensler, prensesler gördüm; onlarla arkadaş oldum hemen ve çok iyi anlaştık. Hepsi iyi insanlar. Hiç ayrılmak istemezdim ama, yakalandım ve şimdi buradayım. Masal dünyasını özlüyorum, haliyle.

Yeni bir kedi türü olduğunuz söyleniyor, siz ne dersiniz?

Güneydoğu Asya 'daki türlerden biri olduğum söyleniyordu ama yanıldılar. Diğer kedi akrabalardan bir farkımın olması, beni pek sevindirdi. DNA ‘larımı çok ama seviyorum.

Teşekkürler, yorgun olmalısınız, biraz dinlenin istersiniz.

Ben teşekkür ederim.