Çocuk Oyunu: Eski Minder

Eski Minder oyununun başlaması için bir ebe gereklidir. Ama olsun, ebeyi seçmek için öyle kaygılanmaya gerek yoktur. Çocuklar hemen aralarında sayışmaya başlar ve biri sonunda seçilir.

Ebe, halkanın ortasına geçer çömelir ve başını öne eğer. Diğer çocuklarda şu şarkıyı tuttururlar:

"Eski minder, yüzünü göster
Göstermezsen bir poz ver.
Güzellik mi? Çirkinlik mi?
Havuz başında heykellik mi?
Yoksa yoksa gelinlik mi? Damatlık mı?" derler.


Ebe, şarkıda geçen figürlerden birini söyler ve çocuklarda bu figürü yaparlar. Çocuklar figürü yaptıktan sonra hiç kıpırdamadan öylece beklerler. Kıpırdayan çocuk ebe olur. Oyun bu şekilde devam eder.


İşte bu oyuna biraz olsun farklılık katmaya ne dersiniz? Mesela, oyun sırasında yağmur ormanlarındaki dostumuz Tukan [toucan] taklidi yapılabilir. Kendisinin kanatları kısadır. Pek iyi uçamazlar. Ama bacakları çok kuvvetli olduğundan ağaçların dalları arasında hoplayıp zıplarlar. Eğer Tukan olmayı seçerseniz, güçlü bir ses çıkarmanız gerekiyor. Çünkü Tukanların sesi 1 km öteden duyulabilir.

Çocuklar, siz oyunda hangi hayvan olmak isterdiniz? Hemen aşağıdaki yorum formu sizi bekliyor.

Orangutan ile hastane röportajı

Röportaj- Orangutanlar on beş yaşlarında doğurmaya başlar ve neredeyse her 8 yılda bir yavru dünyaya getirir. Bu bakımdan hayvanlar alemine en fazla 4 yeni yavru katılır.

Orangutan aileleri yeni bir yavrunun dünyaya gelmesine pek sevinirler. Tüm aile bireyleri, yavruyu el bebek gül bebek büyütmek için ellerinden geleni yaparlar. Yavru, annesiyle birlikte gezintilere bile çıkar. İşte şimdi böyle bir gezide annesinin kucağından düşüp, kendisini Orangutan Hastanesi'nde bulan bir orangutan ile yaptığımız söyleşi geliyor.

Babacool kardeş, yaşadığınız yerdeki ağaçları seviyor muydunuz?


Ağaçların doğal güzelliklerimizden biri olduğunu herkes bilir. Hem sonra onlar sağlığımız için de önemlidir. Eğer ağaç olmasaydı temiz havayı soluyamazdık. Ciğerlerimize çektiğimiz havayı ağaçlar verir. Yeteri kadar ağaç dikilmesi gerekirken varolan ağaçlar hep kesiliyordu. İnsanların içlerinde ağaç sevgisi hiç yoktu. Yaşadığımız ormanda oyun oynamak için işe yarar ağaçlar yok ediliyordu. Kendi yuvamızda bizleri evsiz bırakıyorlardı.


Peki yeni yuvanızdan memnun musunuz?


Elbette. Burada bizlere bebekler gibi bakılıyor. Altlarımızdaki bebek bezleriyle ve biberonlarımızla pek mutluyuz. Sağlığımız için ateşlerimiz, tansiyonumuz durmadan ölçülüyor. Biraz korksam da, bütün aşılarımızı sırasıyla oluyoruz. Sonra her sabah kilolarımız ölçülüyor.


Anneleri tarafından terk edilen arkadaşlarınız var mı?


Şimdi isim vermek istemiyorum ama sahiden var. (Tabi sayıları da fazla.) Ama buna rağmen yaşama sımsıkı bağlanmış durumdalar. Hastanedeki hemşireler hepsi için annelik yapıyor zaten. Belki annelerimizden göremeyeceğimiz şefkat görüyoruzdur, bilemeyiz.

Her sabah mikropları öldürücü özelliğe sahip suyla yıkanmak zor değil mi?

Bizim yerimize bu sıkıntıyı mikroplar yaşıyor olmalı! Biz pek memnunuz.

Akyuvar Polis Okulu


Komik Haberler- Artan suçlarla mücadele etmek için harekete geçen Bağışıklık Sistemi, hem akyuvar sayısını artırıyor, hem de akyuvarların eğitim seviyesini yükseltiyor. Bağışıklık Sistemine bağlı polis okulları kış mevsiminde artacak..

Vücudumuza sızmak için türlü numaralar deneyen bir sürü mikrop, elinde sonunda isteklerine kavuşurlar. Ağzımızdan, burnumuzdan, kulaklarımızdan ve yine olmadıysa, kanayan parmaklarımızdan elini kolunu sallayıp geçerler. İşte o zaman polis akyuvarlar akla gelir.

Akyuvar Polis Okulları, bağışıklık sistemi için gerekli polis memurlarını yetiştiren eğitim kurumlarıdır. Milattan önce kurulmuş olan okulumuz, milattan sonrayı beklemeden ilk mezunlarını vermiştir.

İşte mezunların katıldığı birlikler:



Nötrofil: Mikropları afiyetle yok etmeyi pek severler. İçleri kimyasal maddelerle dolup taşan hücrelerdir. Hasta olup yataklarda yatmamızı isteyen mikroplara karşı silahlanma yolunu seçmişlerdir. Kanımızda dolaşıp durur ve tehlikelere karşı her an tetikte beklerler. Sınırda çalışan polislerden pek bi’ farkları yoktur.

Makrofaj: Ayağınız takılıp düştükten sonra bir güzel başlayan yaralanmalarda hemen akla geliverirler. Kan dolaşımını kullanarak birçok önemli noktada nöbet beklemeye koyulurlar. Mesela, akciğerlerimizde yaşayan bidolu makrofaj nefes alırken ciğerlerimize dolan mikropları ve pislikleri bıkmadan usanmadan yemeye başlarlar.

Lenfosit: Akyuvar Polis Okulu’nu başarıyla bitiren en zeki öğrencilerdir. Kendileri gördüğü her mikroba öyle hep birlikte saldırmaya kalkışmazlar. Bunun yerine değişik lenfosit taburu, değişik mikroplara saldırır.



Akyuvarların sağlığımız için verdiği mücadele takdir edilesidir! Sevimli bir bağışıklık animasyonu ile bu hücrelerimizi daha yakından tanıyın!