Çocukca Facebook Sitesi ve Profilleri

Blog- Gençler ve yetişkinlere facebook var da çocuklara yok mu? Var. İsmi Moşi Canavarları (MoshiMonsters). 7-12 yaş arası çocukları düşünen bir siteden bahsediyoruz. Haliyle eğitim amaçlı olduğunu da söylemek mümkün. Arkadaşlık sitesinde evcil hayvanları konu alan oyunlar ve puzzle gibi eğlenceler yer alıyor. Bu siteye üye olanlar, kendilerine birer 'sevimli canavar' seçiyor ve bu canavar ile şurada burada dolaşıp duruyor. Üyelerin canavarlarını süslemeleri için, sürekli bulmacaları çözmeleri ve benzeri eğitsel etkinliklerde bulunmaları gerekiyor. Bu canavarlar, birbirleriyle internet arkadaşı olabiliyor. Çizgi filmi andıran resimler ile site çocukların ilgisini çekiyor.


Bu blog yazısından sonra bizler de en az Susan Greenfield kadar endişeliyiz. Oxford Üniversitesi’nde çalışan bilim insanı uyarıyor: Arkadaşlık siteleri çocukların beyinlerini etkileyerek daha fazla bencil olmalarına yol açıyor ve dikkatleri azaltıyor. Çocuklar unutmayın! Bu sosyal sitelere alışmadan önce, gerçek arkadaşlarınız ile iletişim kurmasını öğrenmelisiniz.

Sevimli Hayvan Porsuk ile Röportaj

Röportaj- Asya ve Avrupa'nın belirli kısımlarında yaşayan, boyu doksan cm'yi bulabilen, sırtı açık sarımsı-kurşuni, karın kesimi kestanerengi, bacakları ve karnının altı siyah renkli usta bir kazıcı olan porsuk ile yaptığımız kısa bir röportaj. Bakalım sevimli hayvan bizlere neler anlatmış?




Sizlerle konuşmadan önce gözlerimiz hep evinizi aradı. Sahi nerede oturuyorsunuz?

Biz porsuklar genellikle büsbüyük ağaçların altında kalırız. Yuvalarımız olur buralarda. İçinde kuru otlar var hep. Bir de yapraklar. Bütün bunları toplayıp dururuz. Hayır, yorulduğumuzu söyleyemem.


Yuvalarınızın neen birçok girişi var?

Kapımızın üzerinin toprakla örtülmesinden korkuyoruz hep. Bu yüzden neredeyse hergün yeni bir giriş açıp duruyoruz.

Bazen sizleri başka hayvanların yuvalarında görüyoruz. Bir açıklama yapmak ister misiniz?

Fare gibi hayvanların kış uykusuna yatması bizim için bir fırsattır. Gidip buluruz onların yuvasını. Tırnaklarımızla yuvalarına girip onları uykusunda avlarız. Sonra bazılarımız evlerine gitmeyi pek istemezler. Bu yuvaları genişletmeye başlarlar. İşte onlar için yeni yuvaları hazır olmuş olur.



(Çocuklar sizin de Porsuk Bey'e sorularınız varsa, hemen aşağıdaki yorum bölümünü kullanın.)

Sevimli Kediler Hikayesi


Kedilerin tırnakları neden bu kadar uzundur, hiç düşündünüz mü? Öyle, "önüne gelene bir tırmık" gibi bir amaçları yoktur. Kendileri bütün kediler gibi, bulunduğu yeri belirlemeleri gerekir. İşte bu yüzden ağaçların gövdesini tırmalayıp dururlur. Bir nevi imza atıyorlar. Bir de her kedinin imzasının farklı olduğunu düşünüyoruz ya da en azından hayvancıkların yaşlarını tahmin edebiliyoruz. Yavru kedilerin öyle upuzun tırnakları olmadığına göre imzaları daha belirsizdir. Biz bunları tahmin edebildiğimize göre, kediler de tahmin eder diye düşünmekteyiz. En azından Sanem'in sevimli kedisi bunları düşünüyor. İşte size yeni kısa hikaye..


Sanem Sultan ve Sevimli Dansçı Kediler


Öğrencim Sanem Cansen Argun'a...



Sanem Sultan, padişahın biricik kızıydı. Bir dediği iki, hatta üç edilmezdi. Söyledikleri yapılmayınca ağlamaya başlardı. Evet, şimdi de ağlıyordu. Gözlerinden yaşlar boşalıyordu. Kedisi kayıptı. Onu seviyordu, durmadan birlikte oynarlardı. Bakışlarındaki saflığı severdi. Bir de dans etmesini.

Geçenlerde bir mektup aldığını hatırlamıştı birden. Kedisinin evden kaçacağını bir daha geri dönmeyeceği yazılıydı. Son zamanlarda Sanem durmadan kedisini ihmal ediyordu. Bunu biz söylemiyoruz, aynen yazılıydı hepsi. Ama Sanem bütün bu yazılanlara gülüp geçmişti.

Mutlaka ama mutlaka dansçılardan birisi kedisini görmüş olmalıydı. Padişah hemen haber saldı bütün dansçılar toplandı. Sırayla hepsine soruldu. Onlar da yeminler ederek görmediklerini söylemişlerdi.

Bunun üzerine Sanem Sultan, yollara düştü. Az gitti, uz gitti dere tepe düz gitti. Vara vara Şarkılı Orman’a vardı. Yol boyunca kedisinin sevdiği şarkıları tutturdu. Ağaç kavuklarının üzerindeki izleri dikkatle incelemeye başladı. Evet, bu tırmıklar mutlaka kedisine ait olmalıydı. Bunlar aklından geçerken ağaçlar birden kedisi gibi oynamaya başlamaz mı? Kedisinin buralarda bir yerlerde olduğunu biliyordu artık.

Sanem Sultan’da dans ede ede ilerledi. Küçük bir mağara çıktı önüne. Mağaradan söylediği şarkının melodisi geliyordu. Kulağıyla birlikte içeri girdi. Dansçı kedisi oradaydı. Yanında da bidolu kedi vardı. Bu mağara sanki dans okulu gibiydi. Bütün kedilerin üzerinde dans kıyafetleri vardı. Hemen hepsi dans etmeyi bırakmış Sanem’e bakılıyorlardı. Sanem elindeki mektubu tutuyordu. Ağlayarak özür diledi. Bütün kedilere tek tek sarıldı. Hepsiyle birlikte dönüş yolunu tuttular. Yine ağaçlar dans ettiler, kuşlar şarkılar söylediler.

Sanem Sultan, o zamanların ilk Kedi Dans Okulu’nu açtı. İnanmazsanız, gidin dansçı ağaçlara sorun. Size her şeyi anlatırlar.